Hakkımızda
Atölyede neyi, nasıl yaparız?
Burası İstanbul’da bir çömlek atölyesi. Süslü cümle kurmayacağız. Olanı anlatalım, gerisine sen karar ver.
Önce göster, sonra dene
Uzun uzun anlatmayız. Çamuru eline verir, bir kere yapıp gösteririz.
Kursta ilk iş önlüğünü takıp çarkın başına oturmak. Çamuru nasıl ortalayacağını bir kez bizden izlersin, sonra sıra sende. Eline kayınca yanında oluruz. Ama çamuru senin yerine çekmeyiz, çünkü o zaman kâseyi biz yapmış oluruz, sen öğrenmiş olmazsın.
Sipariş işlerinde sıra değişir: önce dinleriz. Ne için istiyorsun, kim kullanacak, sofraya mı çıkacak, rafta mı duracak? Kulbun kaç parmakla tutulacağı gibi küçük şeyler bile bu konuşmaya girer. Çamura ve sıra ondan sonra bakarız.
Fırının da kendi temposu var. Ne kadar dolu olduğu süreyi değiştirir, o yüzden tarihi tahminle söylemeyiz. Parça hazır olunca haber veririz.
Kapıdan kim giriyor?
Kapıdan çeşit çeşit insan giriyor
Çarkta ilk kâsesini çekmek isteyen yetişkinler geliyor. Cumartesi sabahları çocuklar geliyor, arkalarından biraz meraklı anne babalar. Bir de elinde kendi yaptığı parçayla “bunu pişirir misiniz?” diye soran çıkıyor.
Sipariş verenler başka bir masaya oturuyor. Kimi evine kupa arıyor, kimi dükkânı için tabak istiyor. Onlarla çoğu zaman önce çamur örneklerine bakıyoruz.
Bilmeden gelmek sorun değil. Biz de bir gün ilk kez çamura dokunduk.
Masada konuştuğumuz şeyler
Atölyenin kuralları duvardaki bir pano değil, günlük alışkanlıklar.
Rakamı uydurmayız
Parçayı görmeden, ne kadar kil gideceğini bilmeden söylenen sayı tahmindir. Tahmin satmıyoruz.
Çocuğa da gerçek çamur
Cumartesi masasında çocuklar da gerçek kille çalışır, yaptıkları kap gerçek fırına girer. Oyalamak için yapılmış bir iş değil bu.
Çatlarsa söyleriz
Fırından çıkan parça çatlamış ya da sır akmışsa saklamayız. Sana gösterir, nedenini anlatırız.
Sormak serbest
Sırın adını ya da çarkın parçalarını bilmek zorunda değilsin. Terimle konuşursak “o ne?” de, anlaşılır söyleriz.